El Cezire, Suriye ve Bahreyn

Katar orijinli El-Cezire televizyonun yildizi  ilk kez Amerika’nin Irak isgali sirasinda Bati medyasina bir alternatif oldugu dusunulerek parlatilmisti. Goreceli bagimsiz haberciligi nedeniyle uzun yillar kredibilitesini surdurdu. Ne var ki, Arap Bahari ile birlikte -aslinda ilk ates Filistin mulakatlari ile ilgili bilgileri sizdirmasi sirasinda yakilmisti- yildizi daha cok parlayacagina hizla sonmeye basladi. Bunun en onemli nedenleri, Suriye ve Bahreyn konularinda ki tarafli yayinlari.

Bahreyn Sunni azinligin-Musluman nufusun 1/3’u- Sii cogunlugu- Musluman nufusun 2/3’u- yonettigi bir ulke, Arap Baharinda Tunus ve Misir’i takip ediyor olsa da, hakkinda en az haber yazilan ulke. Bahreynli yonetici-elitin arkasinda kuvvetli bir Suud ve Katar destegi var, hatta protestocularin bastirilmasi icin Bahreyn’e Korfez ulkelerinin ortak kolluk kuvvetleri gonderildi. Protestonun mihenk taslarindan olan Inci Meydaninda ibret-i alem olsun diye protestocular katledildi ve meydandaki anit dumduz edildi. El Cezire’nin Bahreyn hakkindaki yayinlari yok denecek denli az, ilgi cekici 10 dakikalik bir belgesel disinda ulkede ki protesto yok sayiliyor.

Ayni zamanda Bahreyn diger Korfez ulkelerine nazaran petrol gelirlerinden daha cok finans ve insan kaynaklarina yonelik hizmet sektoru gelirleri ile ekonomisini idame ettiriyor. Elbette ki hidrokarbon urunleri ihracati onemli bir gelir kaynagi, fakat ozellikle Islami finans hizmetleri ile taninan bir ulke Bahreyn. Korfez ulkesi olmasi, Suud kralligi ile yakin iliskileri nedeniyle de Batili ulkelerin yonetici-eliti “istifaya” veya “halkini dinlemeye” davet etmedigi bir ulke ayni zamanda.

Gelelim Suriye’ye, iddialar gosteriyor ki Ozgur Suriye Ordusunun ust duzey yoneticilerinden Enes El-Abdeh ile El Cezire’nin Suriye haberleri yoneticisi Ahmet Ibrahim kardesler -kardes olmalari ihtimalini az bulsam da aralarinda bir kan bagi bulundugunu dusunuyorum.

Bu gercegin El Cezire televizyonun kredibilitesini zedeledigi su goturmez bir gercek, ama cok onemli baska bir gercek daha var. Esad ailesi kendi insanlarini katletmekten cekinmeyen diktatorel egilimli kimselerle dolu. Tam da bu nedenle El Cezire en cok Humus ve Bab El-Amr kentinde tam 30 yildir devletin sistematik tacizine maruz kalan insanlari yaraliyor aslinda. Babadan ogula devredilen bir demir yumruk ile 30 yillik periyodlarla katledilen insanlarin ahini aliyor en cok El Cezire.

Bugun Counter Punch isimli internet sitesindeki yazisinda Peter Lee Humus kentinde yasananlari Tiananmen Meydaninda yasananlara benzetirken soyle demis:

“Bati icin Tiananmen meydani otoriter bir rejimin -dehset verici- yuzunu dunyaya kendi vatandaslarini ezerek gostermesiydi. Oysa ayni meydan Cin hukumeti icin devletin gucunun bir grup isyankara karsi kullanmasiydi. Cin hukumeti bu sayede devletin mutlak gucunu ve isyancilarin ne kadar marjinal oldugunu ispatlayamayi amac ediniyordu”

Peter Lee bu ornegi madalyonun iki tarafi var demek icin kullanmis olsa da, madalyonun bir yuzunun “devletin gucu”, ve “devletin mutlak gucu” kavramlari ile olusturulmus olmasi en basitinden tuyler urpertici. Devletin “guc” ustunde monopolisi oldugunu neoliberal politik duzende kabul ediyor olmamiz, gucun hangi sartlarda ve nasil kullanilacagi konusunda takip edilebilir ve sorgulanabilir bir mekanizmanin var olmayacagi anlamina gelmez.

Peter Lee yazisina Cin ve Rusya’nin Birlesmis Milletler’in Suriye ile ilgili karar taslagini veto etmesinin nedeninin ise bu iki ulkenin Esad’a sorunlari politik teamuller dahilinde cozebilecegi konusunda duyduklari guven oldugunu iddia ediyor.

P. Lee bunyesinde topladigim bu inanisin sorunlari saymakla bitmez, en onemlilerinden birini ele alacak olursak;

Esad politik yollari kullanacak olsaydi sanirim aylardir kendisine onerilen secimlere giderdi. 26 Subat’ta yapilan anayasa oylamasina halkin katilmasi halinde secimlere 90 gun icinde gidecegine “soz” verdi. Demokratik ulkelerde secimler halka bir “sey” karsiliginda soz verilmez, en onemlisi insanlarin herhangi bir politik oylamayi protesto etme haklari boylece ellerinden alinamaz. Anayasa degisiklik paketinin en cok  one surulen maddesi – Esad yanlilari tarafindan- Anayasanin 8. maddesinde yapilan degisiklik. 1973 yilinda Baas partisi ve Hafiz Esad onculugunde hazirlanan Anayasa’da “Devletin ve toplumun yoneticisi Baas Partisi’dir” ibaresi ulkeyi yillarca surecek Baas Partisi otoriterligine mahkum etmisti. Yeni Anayasa bu maddeyi “siyasi cogulculuk” esasina uygun hale getirse de, Esad’in ve Esad’in “politik yeteneklerini” savunanlarin bize bahsetmeyi unuttuklari  nokta, devlet baskaninin -Esad- bazi “olaganustu” durumlarda bazi “yasa”lari iptal edebilme yetkisinin genisletilmesinin de ayni anayasa taslagi icinde oldugu.

Hem Bahreyn’de hem Suriye’de halk asker/polis/istihbarat yetkililerinin elinde olmayacak iskencelerden geciyor, insanlarda bir hatta bir kac nesil boyunca onulmayacak psikolojik yaralar birakan muameler gunluk hayatta siradanlastiriyor, ve 21. yuzyilda en temel hak olarak gorulmesi gereken bir cok haklari ellerinden sorgusuz sualsiz aliniyor.

Bahreyn’de olanlar ile Suriye’de olanlar ayni, Bahreyn’de olanlari haber yapmak Batili ulkelerin isine gelmiyor, Suriye’de olanlari haber yapmak komunist-devletci gelenekleri devam eden ulkelerin (ozellikle Rusya ve Cin) isine gelmiyor. Bunu kabul etmediginiz surece, sadece isinize gelen tarafa baktiginiz, digerine bakmadiginiz daha da fenasi oradaki gercekleri carpitmaya calistiginiz surece ayni seyin bir gun basiniza gelme ihtimalini hizla arttirsiniz.

Emine

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s