Umit Ozdag, Necati Sasmaz vs.

Basbakaninin 18 gundur suren protestolar hakkinda istisarede bulunmak icin kendisinden randevu talep eden Necati Sasmaz’i dinlemeye karar veren, protestoya katilaninin onemli bir analiz diye Umit Ozdag’i ciddiye aldigi bir ulkeye ancak nazar degmis olabilir gercekten.

Bir kere “Taksim Erdogan’i Nasil Yener” basligi ile anlamlandirilacak bir hareket degildi son 18 gundur yasananlar, Taksim Erdogan’i yenmeye calismiyor, Taksim bir devlet anlayisini yenmeye calisiyor. Erdogan ise o devlet anlayisinin en kuvvetli yumruklarindan biri, ama Turkiye siyasi tarihinde yalniz degil. Her gelen yeni yonetici elitin kendine yeni dusmanlar yarattigi, tabanini bir ocu paranoyasi ile korkutmaya calistigi bir devlet anlayisini yenmeye calisiyor. O ocuyu bahane ederek vatandaslik haklarinin bir bir elinden alinmasini yenmeye calisiyor,

Taksim “Genclerin gozlerinden open” bir devlet yonetimi anlayisini yenmeye calisiyor. Kendisini baba zanneden, butun erk’ekligi ile vatandaslarini sindirmeye calisan bir devlete “Dur!” demek icin cirpiniyor, Devletin bizim babamiz olmadigini anlamamiz icin son duzluge geldik, finis cizgisi hic olmadigi kadar yakin bu sefer.  Devletin kendisi ile imzaladigimiz kontrat geregi bize karsi sorumlu oldugu, bizim ise kendisini -anayasal yukumluluklerimiz disinda- ozellikle memnun etmek gibi bir zorunlulugumuz olmadigini anlatma derdinde Taksim.

Umit Ozdag’in niyeti AKP’nin oyunu  kemiren uc temel sorunu aciklamaya basladigi an anlasilir oldu benim icin, “1)PKK ile yuruyen muzakere, mutakere ve kirli pazarlik sureci” dikkatinizi cekerim “kirli pazarlik sureci” diye tanimlanmis baris gorusmeleri, pazarlik karsilikli tavize dayali bir alis-veris tanimidir, ama kirli neyi tanimlamak icin kullanilmakta ben bilmiyorum. Ama bildigim bir sey var, senelerce “Turk” olmak ustunden ekmek yiyen, Edirne’nin ilerisini ocu olarak goren bir siyasi gelenegin temsilcisinin demokratik bir surec olan baris sureci hakkinda soz soylemek icin Taksim platformunu kullanmasi olacak is degildir.  Araya “Ulke bolunuyor mu” gibi sinsi mesajlar yerlestirmek ise aydin etigine sigmaz. Saniyorum ki, bir ogul babasini bir yere kadar gecebilir, ancak hangi demokrasi kulturu ile yetistiginiz pesinizi birakmaz. 1960 Ihtilalinin kurmay yuzbasilarindan olan babasini gururlandiracaktir eminim muzakere surecini “ulke bolunmesine” indirgemek.

Kurtlerin vatandaslik haklarini taniyip tanimayacagi konusunda suphelerimi gideremeyen bu girisin ardindan tanimlamalari, ayristirmalari ile Erdogan’i aratmayan Taksim analizi basliyor.

Gezi Parkinin ozelinde yerel kararlarin sehrin halkina sorularak yerel yonetimlerce alinmasi gerektigine olan inanclari icin 28 Mayis gunu Taksim Gezi Parki’nda oturma eylemi baslatan insanlari hemen “Istanbul, Ankara ve Izmir’de orta ve ust gelir gruplarinin ve ozellikle bu gruplarin genc cocuklari” diye sosyolojik bir yafta ile siniflandirmak ile kalmayip, AKP secmenini de aninda “tasrali, muhafazakar, alt ve alt orta gelir gruplari” olarak tanimlayip sosyoloji ve sosyoljik orneklem bilimine yeni bir soluk getirmesini de bir kenara birakalim.

“Devlet gudumundeki sol orgutler”, “Devlet izin verdigi icin AKM’ye asilabilen Marksist-Leninist bayraklar” ile “Camide icki icmisler”, “Hep faiz lobisinin isi bunlar” aciklamalari arasinda zihniyet farki yoktur, ilk zihniyetin ikinci zihniyeti yenmek icin bize akil vermeye calismasinda ise bit yenigi vardir.

Taksim’de gosterilerin sembolu yine Turk bayragi haline gelmelidir onerisi ile kendisinin bir ulkeyi nasil ayristiracaginin sinyalini vermistir. Milli bagimsizlik mucadelesi vermiyoruz Taksim’de, ulus devlet tehlikede degil niye bir bayrak altinda toplaniyoruz, herkes kendi bayragini alip gelse olmuyor mu mesela, Turk Bayragi disindaki her bayrak ve flamayi devlet mi gondermistir oraya. Yoksa Umit Ozdag “Her yer Turk Bayragi olsa hemen giderim” diyen Necati Sasmaz’in oraya gidip Gezi Parki ahalisini “konusarak” dagitmasini mi istemektedir.

Ve gelelim en onemli sorunuma: Taksim direniscilerine “polis ile catismamayi” onererek pasif direnise inanan bizlerin kalbini fethetmeye calisan Umit Ozdag  bir kere dahi polis siddetinden ve buna karsi ne yapilmasi gerektiginden bahsetmemistir. Siddetten bahsetmemeyi birakin, polis siddetini mesrulastirmak icin “komunist-marjinal” gruplari one surmekten geri kalmamistir. Polis siddeti hakkinda agzini acmayacak, polis siddetinin hesabini “ama”siz soramayacak bir siyasi kulturun direniscilere ne talep etmelerini gerektigini dikte etme hakkini nereden buldugu da bir merak konusu.

Nereden geliyor “Taksim gosterilerinin somut talepleri Gezi Parkina ne AVM ne de baska bir amacla bir bina yapilmamasi ve AKM’nin yikilmamasi ile sinirlanmalidir” deme rahatligi, bu ben sizin icin en iyisini bilirim nobranligi neden Turk siyasetinin iliklerine islemis boylesine. “Mesela bir kac agac degil, bir odun” diyenlere odunun sayisi bir degil bes degil dikkatinizi cekerim.

Umit Ozdag’a soruyorum:

1) Butun mekansal kararlar kullanicilarinin karari ile alinsin diyen  Yasar Adanali’nin onerisini kabul eder miydi?

2)Daha az adem-i merkeziyetcilik, daha cok yerel yonetim serbestisi konusunda ne dusunur?

3) “Milli birlik” tahsisi Turkluge hakaret yasasinin canlandirilmasini ve Kurtlerin ikinci sinif vatandas olmasini mi saglayacak yeniden?

4) Ve son olarak marjinal grup olmak anayasal suc mudur?

Neden illegal degil de marjinal grup demektedir? Illegalin tanimi bellidir marjinalin tanimi ise  kisiden kisiye degisir.

5)Bir akademisyen nasil takip edilebilir tanimlar uzerinden degil,subjektif tanimlar uzerinden analiz yapar?

Saglicakla,

Emine

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s